Şu an garip bir şey fark ediyor olabilirsin. Kafanın içinde her kelimeyi, gözünün önünden geçerken tek tek telaffuz etmeye çalışan bir ses var. Buna subvokalizasyon deniyor. Beyninin okumayı "duymak" sanması. Ama gözlerin aslında o iç sesin çok önünde.
Zor olan şey bunu bırakmak. Kelimeleri kafanda seslendirmeyi bırakırsan hiçbir şey anlamayacakmışsın gibi hissediyorsun. Aslında öyle değil. Beynin ses kaydı olmadan da anlamı gayet iyi yakalayabiliyor. Biraz zaman ver: O geçişi hissedecek, duymadan anlamaya başladığını farkedip şaşıracaksın.
O ses bir kez sustuğunda, dikkatinin kaçacak bir yeri kalmıyor. Satır atlamak yok, paragrafın ortasında dalıp gitmek yok. Her kelimenin kendi zamanı var ve odağın ayak uydurmak zorunda. Bu aslında beyin ve dikkat için şaşırtıcı derecede iyi bir egzersiz.
Devoro tam da bunun üzerine kurulu. Bir konu seçiyorsun, herhangi bir konu, uygulama sana özel kısa bir okuma oluşturuyor. Hatırlamayacağın bir akışta kaybolan beş dakika gerçekten bir şey öğrendiğin beş dakikaya dönüşüyor. Dikkatini ne kadar çok eğitirsen, merakını o kadar çok besliyorsun.
Şu an rahatsız hissettiren şey, birkaç seans sonra tamamen doğal gelecek. Bugün imkânsız görünen dakikada 900 hatta 1200 kelime gibi hızlar, aslında pratikle ulaşılabilir. O hızlarda ne kadar çok şey öğrenebileceğini bir düşün.